31 Ağustos 2014 Pazar






İyi Hijyen Uygulamaları & HACCP Prosedürleri


Ülkemizdeki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 50.000 gıda maddesi üreticisi

ve 400.000’den fazla kayıtlı (Seyyar Satıcılar, Başka amaçla kurulmuş ancak gıda da satan büfeler vb.

hariç) satış ve toplu tüketim işyeri mevcuttur.

Elbette ki gerek hammadde, yarı mamul üretenler gerekse de mamul üreten ve bunların servisini

yapan gıda işletmelerinin öncelikli yükümlülüğü, tüm bu gıdanın üretimi, muhafazası ve tüketiciye

sunumuna kadar olan sürecin her aşamasında güvenilir gıdanın sağlanabilmesidir.

Bu amaçla gıda maddeleri ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten, satan işyerleri

ile toplu tüketim yerleri güvenilir gıdaya ulaşılması konusunda en etkili yöntemler arasında yer alan

“İyi Hijyen Uygulamaları” ile “HACCP” ilkelerine dayanan prosedürleri uygulamak ve sürdürmekle

yükümlüdür.

İyi hijyen uygulamaları ürünlerin güvenilir olmasını sağlayarak, tüketicinin sağlığının korunmasında ve

işyerinin iyi imajının sürdürülebilirliğinde önemlidir.

Gıda maddelerinin bu prosedürlere uygun olarak hazırlanması ve işlenmesinin yanı sıra bu

işletmelerin depolama, gıda üretim ve servis alanlarında kullandıkları Temizlik Gereçlerinin, Temizlik

ve Dezenfeksiyon Maddelerinin mutlaka amaca hizmet edecek kalitede ürünlerden tercih edilmesi

de kaçınılmaz bir zorunluluktur. Ayrıca bu işletmelerin her bölgesinde, temizlikte kullanılan alet ve

ekipman, temizlik ve dezenfeksiyon maddeleri gıda maddelerinin bulunduğu alanların dışında uygun

kapalı yerlerde muhafaza edilmelidir. İşyerinde temizlik ve dezenfeksiyon amacına yönelik olarak

kullanılan maddeler ile bazı gıda ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin güvenilir hale

getirilmesi amacıyla kullanılan dezenfektanlar kesinlikle sertifikalı ve Sağlık Bakanlığından onaylı

olmalıdır.

Bildiğiniz üzere Hijyen kavramı bir zincirdir ve bu zincirin her hangi bir halkasının kopması Enfeksiyon

Zincirinin hızla oluşmasına neden olmaktadır.

MESLEĞİN BUGÜNKÜ DURUMU VE GELECEKTEKİ EĞİLİMLER



MESLEĞİN BUGÜNKÜ DURUMU VE GELECEKTEKİ EĞİLİMLER

Türk İşgücü Piyasasında

Türkiye’de; bugünkü anlamda temizlik görevlisi mesleği 1980'li yıllardan itibaren gelişmeye başlamış ve yaygınlaşmıştır.

Günümüzde istihdama açık olan mesleğin gelişmesinde ve yaygınlaşmasında otel, iş merkezi vb. kuruluşların talebi, teknolojik

gelişmeler ve rekabet ortamı etkili olmuştur. Ancak meslek elemanlarının çalıştığı temizlik şirketleri, bu gelişmeyi teknolojik

anlamda yaşarken insan kaynağına gerekli yatırımı yapmada aynı duyarlılığı gösterememişlerdir. Rekabet, genellikle fiyat kırma

olarak değerlendirilmiş ve bu yaklaşımın doğal bir sonucu olarak meslekte hizmet kalitesi de yükseltilememiştir. Yanlış ücret

politikalarının uygulanması, eğitim hizmetlerinin olmayışı ya da eksik oluşu nedeni ile piyasadaki temizlik görevlileri vasıflı

çalışanlar niteliğine kavuşamamışlardır. Bu durum temizlik şirketlerinde çalışan yöneticiler için de büyük ölçüde geçerlidir.

Söz konusu meslek dalında geleceğe yönelik olarak eğitim ihtiyacı vardır. Birçok temizlik firmasında eğitim çalışmaları

başlamış ve devam etmektedir. Günümüzde temizlik görevlilerinin eğitimi, genellikle çalıştıkları kuruluş içinde işbaşında eğitim

şeklinde verilmektedir. Ancak yaygın olmamakla birlikte bazı firmalar meslek elemanlarının eğitiminde uzman eğitimcilerden de

yararlanmaktadırlar.

Bu meslek, birçok sebepten dolayı gerek toplum gerekse mesleğin çalışanları tarafından sürekli yapılabilecek bir meslek

olarak değerlendirilmemektedir. Ülkemizde yeni ve gelişmekte olan temizlik işleri sektöründe genellikle genç elemanlar

çalışmaktadırlar. Düşük ücret ödenmesi nedeniyle genç temizlik görevlileri işlerine sürekli olarak yapabilecekleri bir

meslek olarak bakmamakta; dolayısıyla eleman değişim oranı artmakta, bunun sonucu olarak meslekte hizmet kalitesi

düşmektedir.

Temizlik görevlileri normal çalışma saatleri dışında, çalışılan yerlere göre vardiyalı çalışma düzeniyle de çalışabilmektedirler.

Temizlik görevlilerine ödenen ücretler çalışılan iş yerine ve ücret politikasına göre değişmektedir. Ancak genelde temizlik görevlileri

düşük ücret almaktadırlar.

Temizlik görevlilerinin en yoğun ve ağır şartlarda çalıştığı yerler hastaneler, alışveriş merkezleri, iş merkezleri ve ofislerdir. Bu

meslek dalının gelecekte, daha fazla beceri gerektiren cam temizliği, halı bakımı ve temizliği ile cila alanlarında ihtisaslaşması

beklenmektedir. Bütün bunlarla birlikte sürekli olarak talep edilecek bir özelliğe sahip olan meslek alanı toplum içinde gittikçe

benimsenmekte ve gelecekte de meslek alanında hızlı bir gelişme beklenmektedir.


Devletin Sektöre Yaklaşımı (Kasım 2012)

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, işçi ve işveren sendikaları konfederasyonları ve siyasi partilerin temsilcilerinin

katılımıyla ''alt işverenlik, geçici iş ilişkisi ve uzaktan çalışma'' konularında yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirme toplantısı

yaptı.

Toplantıda, “alt işverenlik, geçici iş ilişkisi ve uzaktan çalışma'' konusunda bakanlıkça hazırlanan rapor sunuldu.

Raporda, alt işverenlik ''Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerden veya

asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş

için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren'' olarak tanımlandı.

Rapora göre, Türkiye'de alt işverende çalışan işçi sayısı;

Kamuda 585.788

Özel sektörde 419.466

Toplam 1.005.254

Verilere göre, taşeron işçiliğin en yaygın olduğu sektörler 417.442 kişi ile (kamu)temizlik ve 318.087 kişi ile (özel) inşaat

sektörlerinde. Hizmet alımının en yaygın olduğu kamu kurumları, %36 belediyeler, %14 KİT' ler ve %4 ile yüksek öğretim

kurumları.

Kamuda ve özel sektörde alt işverenliğin yaygın olduğu sektörler ve toplam işçilerin sayıları şöyle:

Kamu İşçi Sayısı Özel İşçi Sayısı

Sağlık 16.184 İdari ve destek hizmetleri 4.146

Temizlik 471.442 Ulaştırma ve depolama 10.347

Güvenlik 117.541 Madencilik, taş ocakçılığı 12.606

Dağıtım 34.621 İmalat 63.849

İnşaat 318.087

Diğer 10.431

Toplam 585.788 Toplam 419.466

Profesyonel Temizlik Sektörü 2013

Raporda, AB'ye üye 27 ülkede alt işverenlik işlem hacminin 453 milyar avro (€) olduğuna işaret edilerek, alt işverenlik

kapsamındaki firma sayısının 404.699 ve bu kapsamdaki işçi sayısının ise 4.482.143 olduğu belirtildi.

Alt işverenlik uygulaması, örgütlenmeyi imkânsızlaştırıyor. Raporda, alt işverenlik uygulamasında yaşanan sorunlar, işçi ve

işverenler açısından da ayrı ayrı değerlendirildi.

Buna göre, taşeronda çalışan işçilerin yaşadığı sorunlar şöyle:

- Alt işveren yanında çalışan işçi, sık işveren değişikliği nedeniyle yıllık ücretli izne hak kazanamıyor.

- İşçiler, ücretlerini tam ve düzenli alamıyor.

- Kamu makamlarının, alt işverene verdiği belirli işler dışında, alt işverenin işçisinin ücretini ödeyip ödemediğini kontrol etme

yükümlülüğü bulunmuyor.

- Özel sektör işverenlerinin ise kontrol yükümlülüğü ihtiyaridir

- SGK verilerine göre, Türkiye'de 2011 yılında yaklaşık 12,5 milyon 'işten çıkış bildirgesi' hazırlandı. İşten çıkış bildirgelerine

göre, kıdem tazminatına hak kazanabilecek şekilde işten çıkan ya da çıkarılan işçilerin oranı sadece %10 dur

- Bir yıldan az sürelerle sözleşme yapılması ve bir yıllık kıdem şartı sağlansa dahi kıdem tazminatları alt işveren tarafından

ödenmemesi sonucunda, işçiler kıdem tazminatlarını ya hiç alamıyor ya da uzun yargı süreçleri ile alabiliyor

- Alt işverenlik ilişkisi, işçilerin iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasını engellemek amacıyla İş Kanunu'nda belirlenen 30

işçi sayısının altına düşmek için kullanılıyor

- Alt işverenlik uygulaması kapsamında çalışan işçilerin örgütlenmeleri ve kendi işverenleri ile toplu iş sözleşmesi akdetmeleri

önünde yasal hiçbir engel yok. Fakat alt işverenlik uygulaması yapısı gereği örgütlenmeyi ve toplu iş sözleşmesinden

yararlanmayı imkânsızlaştırıyor

- Alt işverenler, ekonomik açıdan zayıf olmaları nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmasını asıl işverenden

bekliyor, iş kazası ve meslek hastalıklarının oluşmasını önleyici tedbirlere ve eğitimlere gereken önemi vermiyor

- İşçilerin asıl işverenin emir ve talimatları doğrultusunda çalıştırılması

Profesyonel Temizlik Sektörü 2013

Rapora göre, alt işverenlik uygulamasında işverenlerin yaşadığı sorunlar şöyle:

- Başta, alt işverene verilecek işin belirsiz olması geliyor

- İş Kanunu'na göre alt işverene verilecek asıl işin bir bölümünün işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık

gerektiren işlerden olması gerekiyor. Bu şartların birlikte aranması, belirsizliğe ve işverenlerde muvazaa endişesine neden

oluyor

- Aynı işyerinde çalışmasına rağmen her yıl alt işvereni değişen işçinin son alt işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi

durumunda, Yargıtay tarafından işyeri devrinden hareketle son alt işverenin, işçinin daha önceki alt işverenler nezdindeki

haklarından da sorumlu olduğuna hükmedilmesi

- Uygulamada alt işveren işçilerinin, özellikle kamu kurumlarında asıl işveren tarafından işe alınıp işten çıkarılması, tamamen

asıl işverenin emir ve talimatları doğrultusunda çalıştırılması ve asıl işverenle yapılan sözleşme kapsamındaki işlerde

çalıştırılması, muvazaaya sebep oluyor

- Geçici iş ilişkisi, daimi istihdam olanaklarını artırıyor

Bakanlık raporuna göre, Türkiye'de özellikle mevsimlik tarım işlerinde, aralıklı olarak görülen kısa süreli işlerde, temizlik işlerinde,

evde yaşlı, hasta ve çocuk bakım hizmetlerinde kayıt dışılık fazla. Tarımda yaklaşık 4,5 milyon kişi, tarım dışında ise 5,5 milyon kişi

kayıt dışı çalışıyor. Örneğin, mevsimlik gezici tarım işlerinde yaklaşık 400.000, ev hizmetlerinde 500.000 civarında kayıt dışı çalışan

bulunduğu tahmin ediliyor.

Kayıt dışı uygulamaları ortadan kaldırmak, suiistimalleri engellemek, sosyal güvenceye kavuşturmak için özel istihdam bürolarını

daha işlevsel hale getirilmesine ihtiyaç duyulduğu belirtilen raporda, şunlar kaydedildi:

''Geçici iş ilişkisi, işverenler açısından, talep dalgalanmalarını, hastalık ve doğum gibi sebeplerle boşalan pozisyonları hızlı doldurma

ihtiyacını karşılıyor. İşçiler açısından ise iş-yaşam dengesini sağlıyor, işgücü piyasasına entegrasyonu kolaylaştırıyor, daimi

istihdam olanaklarını artırıyor, kayıt dışı uygulamaları ortadan kaldırarak suiistimalleri engelliyor, istihdamda dezavantajlı gruplar

işgücü piyasasına dâhil olmalarını kolaylaştırıyor.''

2010 yılında dünyada geçici iş ilişkisi ile tam zamanlı çalışan işçi sayısının 10 milyon 240 bin olduğu ifade edilen raporda, AB

ülkelerinde geçici iş ilişkisi 3 milyon 575 kişinin tam zamanlı çalıştığına dikkat çekildi. Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş

ilişkisi ile çalışanların oranı Birleşik Krallık ‘ta %3, Hollanda' da %2,5 Belçika' da %2, Almanya' da %2, İsveç' te %1,3, İspanya'

da %0,5 ve Yunanistan' da %0,1.

Uzaktan çalışmanın İş Kanunun da düzenlenmediği, ancak uygulamada yaygın olarak kullanıldığı anlatılan raporda, Almanya,

Hollanda, İrlanda ve Yunanistan' da evde çalışanların yüzde 90-95'ini kadınların oluşturduğu belirtildi.

Profesyonel Temizlik Sektörü 2013

Sektörün İstatiksel Verileri (1970 - 2013)

Ülkemiz tarıma dayalı üretimden, sanayiye dayalı üretim tarzına geçişi ticari faaliyetleri geliştirmiştir. Sayıları hızla artan fabrikalar,

iş ve alışveriş merkezleri, oteller, hastaneler temizlik sektörünün gelişimine ivme vermiştir.

Ülkemizde sektörün yaklaşık 40 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır, ancak son 20 yıl da kurumsallaşmaya önem verilmiştir.

Faaliyetlerine bir kova, bir süpürge ile başlayan firmalar bugün ileri teknolojili makine parkı ile faaliyetlerine devam etmekte ve

toplamda yüz milyonlarca dolarlık cirolara ulaşmış durumda olmasına rağmen net rakam telaffuz edilememektedir. (Öngördüğüm

ciro rakamı (1.500.000 Kişi x ~1.250  ̈ x 12 Ay) ÷ 1,80 Dolar Kuru = 12 milyar 500 milyon dolar / Yıl)

Yarattığı KDV Hacmi 2 milyar 250 bin dolar / Yıl

Tedarikçi (girdileri) pazarında yarattığı ticari hacim ~1 milyar dolar / Yıl

Bugün sektörün 1,5 milyon kişilik istihdam hacmi yarattığı tahmin edilmektedir. Türkiye nüfusu 73.639.596 kişidir. Nüfusa

oranını doğru hesaplayabilmek için 19 dahil yaş altını 27.429.570 kişiyi istihdamdan düşersek 19 – 64 yaş arasını baz alırsak

36.492.027 kişidir. 65 üstü nüfus ise 9.717.999 dur. (Öngördüğüm istihdama katkı oranı 1.500.000 kişi ÷ 36.492.027 = %4 dür)

Bugün ~2.000 civarında temizlik işletmesi olduğu bunun;

İstanbul’ da 500

Ankara’ da 345

İzmir’ de 300

Bulunduğu % 57 sininde bu üç büyük ilde yoğunlaştığı tahmin edilmektedir. Yoğunlaşma şehirlerin kentleşme ve sanayileşme

düzeyi ile orantılıdır.

STK sayısı 1, Üye Sayısı 99 Yüksek Öğrenim Kurum Sayısı 2 Meslek Standart Sayısı 0

SONUÇ: Yukarda öngörülen rakamlar Profesyonel bir Ekip tarafından 2013 sonuna kadar netleştirilmelidir. STK üye sayısı acilen

1.000 üyeye (nitelik ve nicelik endişesi olmadan) çıkarılmalıdır. Kurumsal bir şirketim diyen Temizlik Firmalarının 2014 bütçelerinde

ara yöneticileri için kişi başına min.48 saat (bir hafta) max.96 saat (bir yıl) ~50  ̈/saat eğitim bütçesi yapmalıdır. 2015 Ocak

Profesyonel Temizlik Sektörünü, bu genç nüfusla ve kalifiye bir yönetici ordusuyla ihracata zorlayacaktır.

Profesyonel Temizlik Sektörü 2013

Temizlik Sektöründe 2013 Öncelikleri

Sektörün daha hızlı gelişmesi ise, bu alanda çalışan nitelikli personel sayısındaki artışın yanında, hizmetlerin standart hale

gelmesiyle mümkün olacaktır. Kaldı ki temizlik firmaları, her geçen gün müşteri taleplerini daha fazla dikkate almakta, bu

doğrultuda kurumsallaşmaya, markalaşmaya, yeni teknolojilere, eğitime ve özellikle insan kaynağına yatırım yapmaktadır.

Tüm bunlara rağmen bugün sektörün en önemli sorunu, çalışanların yarıya yakınının eğitiminin ilköğretim düzeyinde olmasıdır. Bu

durum, temizlik hizmetleri sektörünün eğitilmiş işgücü ihtiyacının önemli düzeyde olduğunu da göstermektedir. Sektörde genellikle

genç elemanlar çalışmakta, bu elemanlara düşük ücret ödenmesi nedeniyle eleman değişimi artmakta sonuç olarak hizmet kalitesi

düşmektedir.

Sektörün gelişimine kesintisiz devam edebilmesi ve yapılan işin meslek olarak benimsenmesi için öncelikle bir mesleki standardı

oluşturulması gerekmektedir. Sektörün daha üst kurumlarda temsil edilmesi için üst kurumların organlarında yer verilmesi

gerekmektedir. Bu kapsamda Odalar Birliği’nde “Temizlik Meclisi” benzeri bir oluşum gündeme getirilmelidir.

Sektörün yurtdışındaki teknolojik gelişmeleri takip edebilmesi için sektörde faaliyet gösteren firmaların yurt dışı fuarlara katılımı

teşvik edilmeli, firmaların katılım masraflarının bir kısmı bağlı bulundukları mesleki kurum-kuruluşlarca karşılanmalıdır.

Sektörde daha nitelikli istihdam yaratabilmek için part-time istihdama olanak verecek yasa değişikliği yapılmalıdır. Bu amaçla part-
time personel yasası tam çıkarılmalıdır.

Ayrıca sınav ve belgelendirme sistemi oluşturularak personelin niteliğinin yükseltilmesi sağlanmalıdır. Çünkü yabancı ve

yerli firmaların temizlik sektöründeki farkı, işleyiş mekanizmaları ve yasal altyapı zemininin yeterli olup olmamasından

kaynaklanmaktadır.

İç pazarın belirli bir doygunluğa ulaştığı dikkate alınırsa, yerli firmaların Ortadoğu, Türki Cumhuriyetleri ve Rusya gibi henüz

regüle olmamış ve doygunluğa ulaşmamış pazarlara açılmalarının sektördeki gelişimin devamı açısından önemli bir itici güç olacağı

görülmektedir.

Sektör gelişime ve yeniliğe açık olmasıyla birlikte geleceği olan firmaların; markalaşabilen, nitelikli eleman çalıştıran, sermaye

yapısını büyüten, birleşme ve şirket evliliği yapabilen ve yurt dışından yabancı ortak bulabilen firmalar olacağı belirtilmektedir.

Profesyonel Temizlik Sektörü 2013

Örnek Temizlik Şirket Sayısı İstatistiği

01 - Adana (28)

02 - Adıyaman (4)

03 - Afyonkarahisar (8)

04 - Ağrı (2)

05 - Amasya (3)

06 - Ankara (33)

07 - Antalya (29)

08 - Artvin (2)

09 - Aydın (10)

10 - Balıkesir (5)

11 - Bilecik (1)

12 - Bingöl (1)

13 - Bitlis (0)

14 - Bolu (3)

15 - Burdur (1)

16 - Bursa (14)

17 - Çanakkale (2)

18 - Çankırı (1)

19 - Çorum (3)

20 - Denizli (20)

21 - Diyarbakır (2)

22 - Edirne (6)

23 - Elazığ (5)

24 - Erzincan (2)

25 - Erzurum (3)

26 - Eskişehir (19)

27 - Gaziantep (9)

28 - Giresun (0)

29 - Gümüşhane (0)

30 - Hakkari (0)

31 - Hatay (4)

32 - Isparta (2)

33 - Mersin (15)

34 - İstanbul (70)

35 - İzmir (18)

36 - Kars (0)

37 - Kastamonu (1)

38 - Kayseri (30)

39 - Kırklareli (3)

40 - Kırşehir (5)

41 - Kocaeli (15)

42 - Konya (34)

43 - Kütahya (2)

44 - Malatya (23)

45 - Manisa (12)

46 – K.maraş (10)

47 - Mardin (4)

48 - Muğla (1)

49 - Muş (0)

50 - Nevşehir (6)

51 - Niğde (4)

52 - Ordu (3)

53 - Rize (1)

54 - Sakarya (7)

55 - Samsun (12)

56 - Siirt (0)

57 - Sinop (0)

58 - Sivas (2)

59 - Tekirdağ (8)

60 - Tokat (4)

61 - Trabzon (1)

62 - Tunceli (1)

63 - Şanlıurfa (12)

64 - Uşak (6)

65 - Van (5)

66 - Yozgat (1)

67 - Zonguldak (3)

68 - Aksaray (1)

69 - Bayburt (0)

70 - Karaman (1)

71 - Kırıkkale (0)

72 - Batman (2)

73 - Şırnak (0)

74 - Bartın (0)

75 - Ardahan (0)

76 - Iğdır (0)

77 - Yalova (7)

78 - Karabük (1)

79 - Kilis (0)

80 - Osmaniye (4)

81 - Düzce (1)


Okullarda Temizlik, Hijyen ve Kontaminasyon Nedir?

Bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, Ülkemizde de okul temizliği konusunda öngörülen temel ilke; öğrencilerin

ve okul personelinin sağlıklı ve güvenilir ortamlarda bulunmalarını temin etmek için, hastalık etmenlerinden

uzak, fiziki şartların iyileştirildiği, güvenlik ve hijyen kalitesinin garanti altına alındığı şartların oluşturulmasıdır.

Dünya nüfusunun hızla artması nedeniyle çevre kirliliği, ekonomik zorluklar, eğitim yetersizliği temizlik ve

hijyen sorunlarını derinleştirmekte, güvenli ortam oluşturmayı zorlaştırmaktadır.

Makalemde toplumun içinde yaşadığı ekolojik değişimi, sosyo ekonomik ve kültürel etmenleri, biyolojik ve

fiziksel çevreyi de dikkate alarak, ilköğretim çocuklarının yeterli hijyen seviyesine sahip ortamlarda eğitimlerini

tamamlamaları için fiziksel, kimyasal ve biyolojik kirliliklere karşı yapılması gerekenleri bir kez daha

hatırlatmaktır.

Temizlik sadece gözle görülebilen kirlerin uzaklaştırılmasını ifade eder. Ancak gözle göremediğimiz ve yaşayan

canlıların oluşturduğu (mikroorganizmalar) çok daha fazla tehlike arz eden, hastalık yapıcı kirlilik çevremizde

oldukça yoğundur. Gözle göremediğimiz bu zararlı yaşayan canlıları ortamdan uzaklaştırmamız gerekir ki

ortamı sağlıklı hale yani hijyenik hale getirelim.

Mikroorganizmaların elleri ve ayakları yoktur. Bir yerden bir yere hareketleri sadece hava akımı, ellerimiz,

ayaklarımız, kullandığımız alet ve ekipmanların yer değiştirmeleri ile gerçekleşir. Biz buna kontaminasyon

yani bulaşma diyoruz. Kontaminasyona çarpıcı bir örnek verelim, tuvalette ıslak taharet aldıktan sonra elimizi

yıkamak amacı ile ilk dokunduğumuz musluk artık e-koli ile tanışmıştır. O musluğa dokunan her kişi ister

istemez e- koliyi eline bulaştırır ve o el uygun yıkanmadığı takdirde dokunduğumuz her yere e- koliyi taşır.

Bir mikroorganizma her 20 dakikada bir ikiye bölünerek çoğalır. Elimize aldığımız 1 adet e-koli 7 saat sonra

2.000.000, 12 saat sonra 1.000.000.000 adet olur. 2.000 adet bakteri bir araya geldiği zaman bir toplu iğnenin

başı büyüklüğünde alanı kaplar ve biz halen göremeyiz. Elimizi yıkamadığımız takdirde burnumuzu oynarsak

solunum, yemek yersek sindirim sistemi, açık yaralarımız var ise kan yolu ile direkt vücudumuza e- koliyi alırız.

Yaklaşık 48 saat (bu süre mikroorganizma cinsine göre değişir) sonra da hastalanırız.

Değerli okuyucular, asıl önemli konu kontaminasyon dediğimiz bulaştırma yollarının önlenmesidir. İnanın

yanlış uygulanan bir temizlik işlemi her yeri sağlıksız hale getirebilir. Tuvaletten yemek masamıza zararlı

mikroorganizmaları farkında olmadan taşıyabiliriz. İlk öncelik kişisel hijyene, ikinci öncelikte temizlik ve hijyen

uygulamalarının doğru yöntemle yapılmasına dikkat etmektir.

Sevgili veliler, okula başladığınız ilk günleri hatırlıyor musunuz? Artık aile büyükleriniz daha önceden olduğu

kadar sizlerle birlikte değillerdi. Öğretmenleriniz ve arkadaşlarınızla birlikte yeni bir ortamdaydınız. Okula

başladığınız ilk günlerden itibaren eskisinden daha fazla ev dışında vakit geçiriyor ve farklı arkadaşlarınızla

aynı ortamı paylaşıyordunuz. Acaba büyüme ve gelişmeniz için gerekli olan güvenilir ve hijyenik bir ortamda

mıydınız? Bu ortamın sağlıklı kalması için sizin de sorumluluklarınız var mıydı? Şimdi var, artık daha bilinçliyiz ve

yaşadığımız tecrübelerimizi çocuklarımıza aktarma zamanıdır.

Temizlik ve hijyen, sadece okul yönetiminin sorumluluğunda değildir. Okul yöneticilerinin, öğretmenlerin,

öğrencilerin, velilerin, tedarikçilerin, temizlik elemanlarının hatta okula ziyarete gelen her kişinin

sorumluluğundadır. Önemli olan bilinçli olmak ve bu bilinci alışkanlık haline getirmektir.

Bu anlamda ülkemizde Beyaz Bayrak projesi üretilmiş, ve MEB konu hakkında çalışma başlatmıştır. Konu

hakkında ki bilgiyi sosyal medyadan inceleyebilirsiniz.


Sektörün Gelişmesi için Kalite Şart...

Türkiye’de; bugünkü anlamda temizlik görevlisi mesleği 1980'li yıllardan

itibaren gelişmeye başlamış ve yaygınlaşmıştır. Günümüzde istihdama

açık olan mesleğin gelişmesinde ve yaygınlaşmasında otel, iş merkezi vb.

kuruluşların talebi, teknolojik gelişmeler ve rekabet ortamı etkili olmuştur.

Ancak meslek elemanlarının çalıştığı temizlik şirketleri, bu gelişmeyi

teknolojik anlamda yaşarken insan kaynağına gerekli yatırımı yapmada

aynı duyarlılığı gösterememişlerdir. Rekabet, genellikle fiyat kırma olarak

değerlendirilmiş ve bu yaklaşımın doğal bir sonucu olarak meslekte hizmet

kalitesi de yükseltilememiştir. Yanlış ücret politikalarının uygulanması,

eğitim hizmetlerinin olmayışı ya da eksik oluşu nedeni ile piyasadaki temizlik

görevlileri vasıflı çalışanlar niteliğine kavuşamamışlardır. Bu durum temizlik

şirketlerinde çalışan yöneticiler için de büyük ölçüde geçerlidir.

Söz konusu meslek dalında geleceğe yönelik olarak eğitim ihtiyacı vardır.

Birçok temizlik firmasında eğitim çalışmaları başlamış ve devam etmektedir.

Günümüzde temizlik görevlilerinin eğitimi, genellikle çalıştıkları kuruluş içinde

işbaşında eğitim şeklinde verilmektedir. Ancak yaygın olmamakla birlikte

bazı firmalar meslek elemanlarının eğitiminde uzman eğitimcilerden de

yararlanmaktadırlar.

Bu meslek, birçok sebepten dolayı gerek toplum gerekse mesleğin

çalışanları tarafından sürekli yapılabilecek bir meslek olarak

değerlendirilmemektedir. Ülkemizde yeni ve gelişmekte olan temizlik işleri

sektöründe genellikle genç elemanlar çalışmaktadırlar. Düşük ücret ödenmesi

nedeniyle genç temizlik görevlileri işlerine sürekli olarak yapabilecekleri bir

meslek olarak bakmamakta; dolayısıyla eleman değişim oranı artmakta,

bunun sonucu olarak meslekte hizmet kalitesi düşmektedir.

Temizlik görevlileri normal çalışma saatleri dışında, çalışılan yerlere göre

vardiyalı çalışma düzeniyle de çalışabilmektedirler. Temizlik görevlilerine

ödenen ücretler çalışılan iş yerine ve ücret politikasına göre değişmektedir.

Ancak genelde temizlik görevlileri düşük ücret almaktadırlar.

Temizlik görevlilerinin en yoğun ve ağır şartlarda çalıştığı yerler hastaneler,

alışveriş merkezleri, iş merkezleri ve ofislerdir. Bu meslek dalının gelecekte,

daha fazla beceri gerektiren cam temizliği, halı bakımı ve temizliği ile cila

alanlarında ihtisaslaşması beklenmektedir. Bütün bunlarla birlikte sürekli

olarak talep edilecek bir özelliğe sahip olan meslek alanı toplum içinde

gittikçe benimsenmekte ve gelecekte de meslek alanında hızlı bir gelişme

beklenmektedir.

Sektörün daha hızlı gelişmesi, bu alanda çalışan nitelikli personel sayısındaki

artışın yanında, hizmetlerin standart hale gelmesiyle mümkün olacaktır.

Kaldı ki temizlik firmaları, her geçen gün müşteri taleplerini daha fazla dikkate

almakta, bu doğrultuda kurumsallaşmaya, markalaşmaya, yeni teknolojilere,

eğitime ve özellikle insan kaynağına yatırım yapmaktadır.

Tüm bunlara rağmen bugün sektörün en önemli sorunu, çalışanların yarıya

yakınının eğitiminin ilköğretim düzeyinde olmasıdır. Bu durum, temizlik

hizmetleri sektörünün eğitilmiş işgücü ihtiyacının önemli düzeyde olduğunu

da göstermektedir.